10 Haziran 2026 Çarşamba


 

Mevsimler geçti,zaman geçti.Kış önce bahara sonra da yaza vurdu kendini.Yağmurlu günleri geride bıraktık, artık havalar sıcak,sımsıcak.Güneş tam tepede,olması gerektiği gibi parlıyor. Bahçede yavru kediler oynuyor.Öylesine sevimli, öylesine masumlar ki... İmreniyorum onlara.Yemeklerini sularını eksik etmiyorum,anneleri de yanlarında.Dünyanın pisliği minicik bedenlerinde atan ufak kalplerinden geçmemiş.Umarım hiç de geçmez.Yazın ve güneşin tadını ve aynı zamanda da hayatın tadını en çok onlar çıkarıyorlar.Oynuyorlar,yorulup uykuya dalıyorlar ve yine oynuyorlar.Hayat, onlar için yeme içme ve oynama telaşesinden başka bir şey değil. Keşke biz insanlarda da böyle işleseydi durumlar.Halbuki, kurulan bir hayal. Kahvemi bitirdim, şarkımı dinliyorum.Parmaklarım hızlı bir şekilde klavye üzerindeki harflerde dans ediyor.Bu şimdiye kadar içtiğim kaçıncı kahve? Bu şimdiye kadar hayal ettiğim kaçıncı an? Bu beklediğim kaçıncı sevgi ve hayalkırıklığı?İşte,bardaktaki son yudumu da alıp bitiriyorum onu.Kendimi de bitirdiğim gibi.Boğazımdan aşağı kayıp giden şekerli kahvenin tadı...Sahi, ne zamandır içtiğim kahveler damağımda bir lezzet, ruhumda bir haz bırakmaktan vazgeçti de günün belirli saatleri arasında yapılan bir alışkanlığıa dönüştü?Şarkılar, ne zaman ağlamamı kolaylaştıran birer aracı oldular?Bitmek bilmeyen gözyaşları. Kaçtığım tüm o anlar.Kuzenimle beraber gecenin üçünde otobüse atlayıp Bursa'ya teyzeme gitmek, bir uçağa atlayıp Ağrı'daki abimizin yanına gitmek,Bandırma'ya diplomamı almaya gitmek.Gitmek,gitmek,gitmek. Ve aslında kaçmak,kaçmak,kaçmak.Sorumluluklardan,evden,düşüncelerden.Her şeyden. Hepsinden.Şimdi bu yazı burada bitecek.Sahi, o zaman ne yapacağım?















  Mevsimler geçti,zaman geçti.Kış önce bahara sonra da yaza vurdu kendini.Yağmurlu günleri geride bıraktık, artık havalar sıcak,sımsıcak.Gün...